2 Nisan 2012 Pazartesi

MAVİ YOLCULUK

Gün gelir, başını alıp uzaklara, çok uzaklara gitmek ister insan. İçinizdeki sevda bulutları öyle yoğunlaşmıştır ki, yağmak istersiniz olmaz, çağlamak istersiniz olmaz, nehirlere karışmak istersiniz olmaz....İşte o gün yola çıkma vaktidir, açık denizlere ulaşmak, sulara karışmak için. Bu zorlu yolculukta size eşlik edecek tayfalarınız; aklınız, yüreğiniz, umutlarınız ve hayallerinizdir. Geminin kaptanı başlangıçta sizsinizdir. Fakat bir süre sonra bu görevi aklınızın ama daha çok yüreğinizin devraldığını görürsünüz. Bu yüzden de, çoğu kez asıl rotanızdan şaşarak, yıldızların, yakamozların peşine düşersiniz. İlk günler “deniz” sakindir, laciverttir, sizin gerçek bir dostunuz gibidir. Heyecan ve mutluluk içinde sürer yolculuğunuz. Yanıldığınızı anlamanız uzun sürmeyecektir ama “deniz” in siyah rengini, sizi ısrarla reddeden çalkantılı halini görmeniz de. İşin kötü yanı “deniz” e kızamazsınız da bu yüzden, çünkü onun doğası budur. “deniz” in doğası budur ama sizin de cesaretiniz, kocaman bir yüreğiniz vardır. Direnmek, “deniz” in bütün güzelliği ile sarılıp sarmalanmak istersiniz ısrarla. Artık tam bir savaş hali içindesinizdir. Bir yandan “deniz” ile savaşırken, diğer yandan tayfalarınızın yavaş yavaş isyan etmeye başladığını görür, onları ikna etmeye çalışırsınız. Aklınızı, hatta; umut ve hayallerinizi bile ikna etmeyi başarırsınız çoğu zaman, fakat yüreğiniz bir türlü ikna olmak istemez. Çünkü siz vazgeçmeye çalıştıkça “deniz” bütün güzelliği, cazibesi ile karşınıza dikilir. Aklınız sizinle tam bir işbirliği içinde teslim olmaya hazırken, yüreğiniz inatla savaşmaya devam etmek ister, “deniz” in bugüne kadar girdiği her savaştan galip çıktığını bilmeden. Her şeye rağmen kumandayı tekrar ele almak gerekir. Bir tek siz farkındasınızdır, açık denizlerde aradığınız, ulaşmaya çalıştığınız bu limanın size ait olmadığının. Öyleyse, demir almak vakti gelmiştir. Gelmiştir ama, nereye döneceğinize karar veremezsiniz bir türlü. Sizin istediğiniz herhangi bir denizde, herhangi bir liman değildir çünkü. Yolculuktan sizin için arta kalan en büyük kazanç biraz daha olgunlaşmış olmanızdır. Derler ya “acılar insanı olgunlaştırır.” Acı insanı olgunlaştırır, bu doğru. Ama yalnızca “insan olanı”olgunlaştırır. Aksi halde, isyankar, acımasız bir ruh haline bürünerek günden güne çirkinleşebilirsiniz. ALMOR

1 yorum:

01 NİSAN 2017