29 Şubat 2012 Çarşamba

YAZDIKLARIM

NEDENSİZ VE SONUÇSUZ

Uzun bir aradan sonra ilk kez yalnız başıma gece dışarıya çıkıyordum. ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilmeden öylece sokağa atmıştım kendimi. Alkol ile aram iyi olmamasına rağmen kafamı boşaltmaya çok ihtiyacım olduğundan mıdır nedir ayaklarım az ilerideki bara doğru g...ürdü beni… Yeni güne dakikalar kala ortam oldukça sakindi içerde. En dipte, nispeten daha loş taraftaki masayı seçtim kendime bu gece için. Aynı anda hem yalnız kalmayı hem de birisi ile konuşup dertleşmeyi çok istediğim çelişkili bir ruh hali içindeydim.
Kendime bir bira almış, çalan müziğin sözlerini belli belirsiz tekrar ediyor bir an önce uyuşarak evime dönmek istiyordum. sigaramı yakmak için ceplerimden birine gizlenen çakmağı arıyor ama bir türlü bulamıyordum. sonunda pes ederek aramayı bıraktım. Çaprazımda benim gibi yalnız oturan genç kadının masasına yaklaşarak “afedersiniz ateşinizi alabilir miyim” dedim. Yüzüme bile bakmadan “bu gece aradığın kişi ben değilim” diyerek karşılık verdi.”ben nasıl birisini arıyor muşum” dedim. “boşver… sigaran var mı?” dedi. Bir tane çıkarıp verdim. “oturmak istersen buyur. “fakat tekrar söylüyorum aradığın kişi ben değilim bu gece” dedi. aradığım bir şey yok! anlatmak istersen dinlerim, dinlemek istersen anlatırım” diyerek karşısına oturdum.
“Peri ben” dedi ilk kez yüzüme bakarak. “ben de Erkin” derken aklımdan perilerin de dertleri olabiliyormuş diye geçirdim… yaklaşık onbeş dakikadır sürekli anlatıyordu. Ortak noktamız ikimizin de taze kazazedeler olmasıydı.
Hüzün bir insana bu kadar mı yakışır mı diye düşündüm yüzünü incelerken… iri güzel gözleri dolmuş, ilk damla çoktan firar etmişti gözbebeğinden, yanağından süzülürken yakaladım firariyi. Olaylar kontrolden çıkmadan önlem almak için oturduğum kanepeden kalkarak onun yanına geçtim. Yeni bir sigara daha yakmıştım ki ağzımdan aldığı sigaradan derin bir nefes çektikten sonra tekrar aldığı yere, dudaklarıma teslim etmişti. Sevgilisinden ayrılalı henüz üç gün olmuştu ama dile kolay yedi yıl süren bir beraberliğin bitme nedenini bilmemek çok yaralamıştı onu. Tamam güzellik her şey değildi belki ama yine de bu kadar üzülmeyi hak edecek ne yapmıştı ki bu dünya tatlısı peri. Parmaklarımla süzülen gözyaşlarını silmeye çalışıyor, bazılarını ancak etli kırmızı dudaklarının üzerinde yakalayabiliyor, neden böyle bir güzellikle böyle fırtınalı bir havada karşılaştığıma hayıflanıyordum.

…“Beni dansa kaldırmayacak mısın bu gece” dedi. “Bunu gerçekten istediğine emin misin” dedim. “Neden? ayakta duramayacağımdan korkuyorsan merak etme henüz kendimdeyim” dedi. Dansla birlikte susmuş, başını omzuma koymuş, kendini kollarıma bırakmıştı. Peri’yi incitmekten korkmama rağmen saçlarına dokunmaktan alıkoyamadım kendimi. saçlarını kokluyor, parmak uçlarımı boynunda,sırtında gezdiriyordum belli belirsiz...biraz daha sıkı sarıldı… hemen sonra da “evime bırakır mısın beni lütfen” dedi.”nasıl istersen” dedim.


Taksiye binerek verdiği adrese doğru yola çıktık. Bulunduğumuz yerden fazla uzakta olmamalıydı evi… çok geçmeden "sağda inelim” dedi. Evine henüz gelmediğimizi biraz yürümek istediğini söyledi. El ele tutuştuk hiç konuşmadan bir on dakika kadar yürüdük. Bu kadar uzun süren sessizliğin nedeni belki de gerçekte o an birbirimize söylemek istediğimiz çok şeyin olmasıydı.
Evine gelmiştik. Kapıya kadar eşlik ettim. “iyi geceler” derken yanağına bir buse kondurdum, gözünden bir damla yaş süzüldü, bu kez müdahale etmedim, zira kendi gözyaşlarıma engel olmaya çalışıyordum. Arkamı dönerek hızla uzaklaştım yanından. Artık kendimi tutmama gerek kalmamıştı…
ALMOR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

01 NİSAN 2017