29 Şubat 2012 Çarşamba

EROTİK ÖYKÜ

                                                                                     KIŞ GÜNEŞİ
Dağ evine ulaşmak için yaklaşık 5 km’lik yolumuz var. Eve yaklaştıkça heyecanımız artıyor. Az sonra başımıza geleceklerden habersiz birbirimize duydugumuz özlemden, son bir kaç günün bir türlü geçmek bilmediğinden bahsediyoruz. Halimizden memnun yolumuza devam ederken motordan gelen anormal sesler işlerin yolunda gitmediğini işaret ediyor. Çok geçmeden motor tamamen duruyor. Birkaç başarısız denemenin ardından araçtan inerek kaputu açıyorum. Motordan zerre kadar anlamadığım halde sana rezil olmamak için bir iki yere bakıp “yolun geri kalanını yürüyerek almak zorundayız” diyorum.
“Keyfimizi hiç bir şeyin kaçırmasına izin vermeyelim aşkım” diyerek, güzel gözlerin ile gülümsüyorsun. Çaresiz, sırt çantalarımızı yüklenerek tekrar yola koyuluyoruz. Hava güneşli fakat insanın kanını donduracak derecede soğuk. Mümkün olduğunca hızlı ilerlemeye gayret ediyoruz. Soğuğun etkisini unutmak için bir kez daha yazın yaşadığımız “sıcak” günlere dönüyoruz. Yetmiyor, fıkralar anlatıyoruz...

Nihayet eve ulaşıyoruz. Ben de çok üşüyorum ama senin narin bedenin soğuktan yaprak gibi titriyor. İlk iş şömineyi yakıyorum. İçerinin ısınması zaman alacağından üzerimizdeki kalın esvapları attıktan sonra yün battaniye ile sarıp sarmalıyorum bebeğimi. Ellerin ve ayakların hala soğuk. Ellerini ellerime hapsediyor, ovarak kan dolaşımını hızlandırmaya çalışıyorum. Bakımlı, güzel ayakların daha soguk, özel ilgiye ihtiyacı var onların. Ayaklarını okşuyor, öpücükler konduruyordum. Kendine gelmeye başlıyorsun. Artık sıcak suyumuz da var. Birer fincan kahve hazırlayarak yanına dönüyorum. Göğsüme yaslanıyorsun, kahvelerimizi yudumluyor, diğer yandan yaşadığımız şanssızlıktan bahsediyoruz. İçerisi iyice ısınıyor, üzerindeki battaniyeyi atıyorsun.

Kucağıma uzanmışsın, saçlarınla oynuyorum. Bir süre sonra nefes alışverişin dışında ses gelmez oluyor, uyuya kalıyor tatlı sevgilim. Daha rahat uyuman için kalın giysilerini çıkarıyorum, kotundan başlayarak...Battaniyeyi tekrar örtüyorum üzerine. Sıcaktan bunalmış olmalısın ki az sonra battaniyenin altından kaçıyorsun, kısmen. Seni o halde görünce yutkunuyorum, dokunmak istiyorum, kıyamıyorum. Yanına sokuluyorum, rahatsız etmemeye özen göstererek ellerim senden habersiz kadife teninle cilveleşmeye başlıyor. Boynundan ayaklarına kadar sürüyor bu masum cilveleşmeler. Tekrar yukarılara uzanan ellerim, sanki aradığı bir adrese ulaşmaya çalışıyor ama bir türlü başaramıyor. Tam o esnada ani bir hareketle elimi yakalıyorsun, bir an için kendimi suçüstü yakalanmış hırsız gibi hissediyorum. Öyle sıkı tutuyorsun ki geriye çekemiyorum elimi. İyi ki de çekemiyorum, aradığım adrese götürüyorsun beni. "Buraya uyumaya geldiğimi mi sandın" diyorsun. Öyle olmadığını elim pınarına kavuştuğunda anlıyorum, şimdiden çağlamaya başlamışsın. Gözlerinle ne yapmam gerektiğini söylüyorsun...ağzımı kaynağına dayıyorum; çağlıyor, çağlıyor, çağlıyorsun..

EROTİK RESİMLER















ŞİİRLERİM



                     ÖMÜR DEDİĞİN

GÖZ AÇIP KAPAMAK ARASI ÖMÜR DEDİĞİN
YAŞAMAK,
GEÇEN BİR GÜNÜ BEKLEMEK Mi
SEVDİĞİM
BIRAK KARIŞSIN SAÇLARINA ELLERİM
SÜZÜLSÜN GÖĞSÜNDEN
TENİMLE BULUŞSUN TERİN
BEN SEN OLAYIM, SEN DE BEN
KİM OLDUĞUNU UNUT
AYRILIRKEN

ALMOR


BİR RESMİN OLSUN İSTEDİM BENDE

BİR RESMİN OLSUN İSTEDİM BENDE
ESKİ BİR KİTAP SAYFASINDA GİZLEDİĞİM
DALINDAN KOPARILMAMIŞ BİR AŞK BU
HENÜZ TADINI BİLMEDİĞİM

BİR RESMİN OLSUN İSTEDİM BENDE
ÜZERİNDE MOR RENKLİ HIRKAN
BİR ÇİFT GAMZE YANAKLARINDA BİR DE
SENDEN AKLIMDA KALAN

BİR RESMİN OLSUN İSTEDİM BENDE
KİMSELER BİLMEDEN SAÇINI OKŞADIĞIM
SUSADIKÇA AŞKININ AYAZINDA
DUDAKLARIMDA SARARTTIĞIM

BİR RESMİN OLSUN İSTEDİM BENDE.

ALMOR

ROMANTİK RESİMLER










ROMANTİK RESİMLER-2





YAZDIKLARIM

NEDENSİZ VE SONUÇSUZ

Uzun bir aradan sonra ilk kez yalnız başıma gece dışarıya çıkıyordum. ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilmeden öylece sokağa atmıştım kendimi. Alkol ile aram iyi olmamasına rağmen kafamı boşaltmaya çok ihtiyacım olduğundan mıdır nedir ayaklarım az ilerideki bara doğru g...ürdü beni… Yeni güne dakikalar kala ortam oldukça sakindi içerde. En dipte, nispeten daha loş taraftaki masayı seçtim kendime bu gece için. Aynı anda hem yalnız kalmayı hem de birisi ile konuşup dertleşmeyi çok istediğim çelişkili bir ruh hali içindeydim.
Kendime bir bira almış, çalan müziğin sözlerini belli belirsiz tekrar ediyor bir an önce uyuşarak evime dönmek istiyordum. sigaramı yakmak için ceplerimden birine gizlenen çakmağı arıyor ama bir türlü bulamıyordum. sonunda pes ederek aramayı bıraktım. Çaprazımda benim gibi yalnız oturan genç kadının masasına yaklaşarak “afedersiniz ateşinizi alabilir miyim” dedim. Yüzüme bile bakmadan “bu gece aradığın kişi ben değilim” diyerek karşılık verdi.”ben nasıl birisini arıyor muşum” dedim. “boşver… sigaran var mı?” dedi. Bir tane çıkarıp verdim. “oturmak istersen buyur. “fakat tekrar söylüyorum aradığın kişi ben değilim bu gece” dedi. aradığım bir şey yok! anlatmak istersen dinlerim, dinlemek istersen anlatırım” diyerek karşısına oturdum.
“Peri ben” dedi ilk kez yüzüme bakarak. “ben de Erkin” derken aklımdan perilerin de dertleri olabiliyormuş diye geçirdim… yaklaşık onbeş dakikadır sürekli anlatıyordu. Ortak noktamız ikimizin de taze kazazedeler olmasıydı.
Hüzün bir insana bu kadar mı yakışır mı diye düşündüm yüzünü incelerken… iri güzel gözleri dolmuş, ilk damla çoktan firar etmişti gözbebeğinden, yanağından süzülürken yakaladım firariyi. Olaylar kontrolden çıkmadan önlem almak için oturduğum kanepeden kalkarak onun yanına geçtim. Yeni bir sigara daha yakmıştım ki ağzımdan aldığı sigaradan derin bir nefes çektikten sonra tekrar aldığı yere, dudaklarıma teslim etmişti. Sevgilisinden ayrılalı henüz üç gün olmuştu ama dile kolay yedi yıl süren bir beraberliğin bitme nedenini bilmemek çok yaralamıştı onu. Tamam güzellik her şey değildi belki ama yine de bu kadar üzülmeyi hak edecek ne yapmıştı ki bu dünya tatlısı peri. Parmaklarımla süzülen gözyaşlarını silmeye çalışıyor, bazılarını ancak etli kırmızı dudaklarının üzerinde yakalayabiliyor, neden böyle bir güzellikle böyle fırtınalı bir havada karşılaştığıma hayıflanıyordum.

…“Beni dansa kaldırmayacak mısın bu gece” dedi. “Bunu gerçekten istediğine emin misin” dedim. “Neden? ayakta duramayacağımdan korkuyorsan merak etme henüz kendimdeyim” dedi. Dansla birlikte susmuş, başını omzuma koymuş, kendini kollarıma bırakmıştı. Peri’yi incitmekten korkmama rağmen saçlarına dokunmaktan alıkoyamadım kendimi. saçlarını kokluyor, parmak uçlarımı boynunda,sırtında gezdiriyordum belli belirsiz...biraz daha sıkı sarıldı… hemen sonra da “evime bırakır mısın beni lütfen” dedi.”nasıl istersen” dedim.


Taksiye binerek verdiği adrese doğru yola çıktık. Bulunduğumuz yerden fazla uzakta olmamalıydı evi… çok geçmeden "sağda inelim” dedi. Evine henüz gelmediğimizi biraz yürümek istediğini söyledi. El ele tutuştuk hiç konuşmadan bir on dakika kadar yürüdük. Bu kadar uzun süren sessizliğin nedeni belki de gerçekte o an birbirimize söylemek istediğimiz çok şeyin olmasıydı.
Evine gelmiştik. Kapıya kadar eşlik ettim. “iyi geceler” derken yanağına bir buse kondurdum, gözünden bir damla yaş süzüldü, bu kez müdahale etmedim, zira kendi gözyaşlarıma engel olmaya çalışıyordum. Arkamı dönerek hızla uzaklaştım yanından. Artık kendimi tutmama gerek kalmamıştı…
ALMOR

01 ARALIK 2018